ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2012

TEMBEL TENEKE ÇAKIL

Ders çalışmamı istemeyen bir kedim var benim; 

Sıkılıyor, uyuz oluyor, ortalığı birbirine katıyor, masanın tam ortasına yayılıyor, defterlerimi, kitaplarımı kemiriyor, kalemlerimi masadan aşağıya atıyor... 
Kısacası ders çalışmamdan nefret ediyor. 







Ocak 2012 / İzmir

Kesinlikle bana çekmiş!
...............................................................


Bu arada, çok teşekkür ederim "Balkanlar", sesimi duyup kocaman bir soğuk hava dalgası ile dört yanımı sardığın için. Adamsın!

13 Ocak 2012

PARÇASIZ BULUTSUZ

Bir haftadır, yağmur, çamur, fırtına... Koştur koştur gittik geldik her yere.
Ben ders çalışmaya oturdum, ortalık günlük güneşlik...
Adaletin bu mu dünya?
İzmir / Nisan 2011

.......................................................................................

Balkanlar! "Soğuk hava dalgası" yolla bana acil. 
Adapte olamıyor, üniversitenin bahara denk gelen dönemilerindeki gibi hissediyor, saçmasapan bir boşvermişliğe doğru sürükleniyorum... 
Bekliyorum.
Çok acil!

12 Aralık 2011

YOKLUĞUMDA ÇOK KİTAP OKUDUM

Verdiğim vize molasını bitiriyor ve fotoğraf yolculuğuma geri dönüyorum. 


Az sonra...


Ondan önce, "uzun bir aradan sonra yeniden öğrenci olmak ve sınava hazırlık süreci" ile ilgili söylemem gereken bir kaç şey var.
Ard arda sıralamaktan ziyade maddeler halinde yazmayı tercih edeceğim. Bilindiği üzre özet çıkarırken çok işe yarar o yıldızlar, noktalar, çizgiler vs... Ders çalıştım ya bir hafta, alışkanlık yaptı;



  • Kahvenin "ders çalışırken gelen uykuya" çare olmadığını bir kez daha deneyimledim.
  • Kelimelerin altını çizmeden, kitap sayfalarına not almadan kafama hiç bir şeyin girmediğini farkettim. "Ne kadar karalama o kadar öğrenme" "Tükenmez kalem nasıl sayfalardan silinmiyorsa, çiziktirdiğim bilgiler de kafamdan asla silinmeyecekmiş" gibi bir inancım var. 
  • "İnsanın yaşı" ile "ders çalışmaya dayanabilme süresi" kesinlikle ters orantılı. Her saat başı, yarım saat mola verdim.
  • Her ne kadar, yaş büyüdükçe zihnin yeni bilgileri depolama süresi uzuyorsa da, insan kendini müthiş hissediyor. Okudukça genişliyor sanki beyin. Gerçi ben bunun yeniden ders çalışmaya başlamadan önce de böyle olduğunu düşünüyordum...
  • Çalışma masasındaki düzen takıntım, "Çakıl" kedisinin masanın tam ortasına, okuduğum sayfaların üzerine boylu boyunca uzanması ve her defasında ısrarla kalemlerimi bir pati darbesi ile yere düşürmesi sonucunda yerle bir oldu.
  • Bir şeyi severek yapıyorsan her türlü sıkıntısına katlanıyor ve sana ne kadar eziyet verse de isteğinden zerre kaybetmiyorsun. Kesin ve net.
  •  Sosyoloji zor bir ders. 
  • Sınav psikolojisi daha önce de olduğu gibi kötü etkiledi beni. Üstümde çok büyük bir yük hissediyorum ve sınavlar bitene kadar o yükle yemek yiyor, televizyon seyrediyor, uyuyor, yürümeye çalışıyorum. 
  • Ders çalışılması gereken süre içinde her hangi bir aktivitede bulunmak vicdanımı sızlattığı için tüm teklifleri reddettim.  Gidemediğim, içemediğim, izleyemediğim, ilgilenemediğim, kutlayamadığım vs. için çok üzüldüm o ayrı... (Biyolog olmaya çalışırken de bir adet vicdan sahibi olsaymışım iyiymiş.)
  • "Dört vize bir gün, dört vize ertesi gün" şeklindeki sınav biçimini ve Karşıyaka'da ikamet etmekte olan şahsımı Buca'ya gönderme düşüncesizliğini gösteren sistemi esefle kınadım. Zira saat 06:30 da yakamoz eşliğinde yüzümü yıkayıp, 09:00 daki sınav için yola çıkmak gayet üzücüydü.
  • 160 dakika çok uzun süre, 60 dakika kafi bana. Yani gayet iyi geçti sınavlar...



Sonuç olarak; Şuradan bir öğrenci alır mısın abi? Üstelik i love photography!

Bir de;
"Doğum günün kutlu olsun Sineeeemmmmciiimmm.... Seni çok seviyorum..."


Saklandığım yerden nihayet çıkabilmenin ve sınavlarımın iyi geçmesi şerefine olsun bu;



Finallere kadar "devamlı aksiyon, full animasyon" o zaman. 
Sevgiler, saygılar...





5 Aralık 2011

ZAMAN MAKİNESİ no:1

Tam şu anda, tam şu ana gitmek istiyorum;


Eylül 2011 / İzmir

Ders çalışıyorum ama ben...

1 Aralık 2011

DERSSİZ BAŞIMA DERS ALDIM

Ders çalışıyordum şimdi.
Hafiften bir gribal enfeksiyon etkisindeyim. Meyve yedim, ıhlamur içtim, fotoğrafını çektim... Uyku bastırdı sonra;

...........................................................

Yok.
Tam öyle değil aslında.

............................................................

Ders çalışmak için müthiş bir istekle yanıp tutuşursun önce. Aslında o kendini kandırmak, gaza getirmektir. Asla var olmamış, asla var olmayacak bir istektir o...
Kahveni hazırlar, not kağıtlarını, en az iki renk kalemini dizersin masaya. Bu süreçte malum istek doruk noktasına ulaşır.
Hazırlıklar bitince masaya oturursun. Bir iki sayfa not alırsın, yazıların altını çizer, anladığın için mutlu olursun...
Şevk seviyen her not alış, her sayfa çevirişte bir kademe aşağıya düşer. En fazla bir saat sonra, ki bu süre ineklik düzeyinle doğru orantılı olduğu için kişiye göre değişir, tüm şevkin biter.
Nasıl olursa olur, aniden bir uyku bastırır.
Yatmaya yeltenirsin; içtiğin kahveler, ders çalışma psikolojisinden kurtulmuş olan benliğini asla uyutmaz...

.............................................................

Hayal kurmadan, ertesi gün yapılacakları düşünmeden, başkalarının şimdi nerede, ne yaptıklarına kafa yormadan... aralıksız, üç saat çalışabildiğim gün çok mutlu bir insan olacağım.

Bu, benim için büyük ama insanlığın hiç umrunda olmayan bir adım olacak.
Olsun.
Annem çok sevinir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...